Uyuşmazlıkların çözümünün tarafların iradesi dışında mahkemeler nezdinde gerçekleştirilmesi, pratik ve yaratıcı çözümleri arayıp bulmakta mahir olan ticaret hayatının aktörlerini memnun etmekten uzak olduğu gibi, geç gelen adalet de tarafları tatmin etmemektedir. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden arabuluculuk ise menfaatlere odaklı ve yaratıcı çözümlere imkan sağlaması bakımından ticari uyuşmazlıkların tarafları bakımından ideale en yakın yöntem olarak nitelendirilmektedir.
Ülkemizde arabuluculuğun resmi anlamda uygulanabilmesine yönelik olarak 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hazırlanarak 22.06.2012 tarihinde yürürlüğe alınmıştır. Bu kapsamda 14.11.2013 tarihinden itibaren ihtiyari arabuluculuk uygulamaları gerçekleştirilmeye başlanmıştır. 6325 sy. HUAK'da ihtiyari arabuluculuk esas alınmışken 1.1.2018 tarihinden itibaren 7036 sy. İş Mahkemeleri Kanunu ile zorunlu arabuluculuk mevzuatımıza ve uygulamaya iş uyuşmazlıkları alanında girmiştir. İş hukuku uyuşmazlıklarından başlanarak birer yıl arayla önce ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk öngörülmüş ve akabinde tüketici uyuşmazlıklarının zorunlu arabuluculuk yoluyla çözümlenmesi yani dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı haline getirilmiştir.
Kitapta ; alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının mahkemelere göre avantajları ortaya konmuş, akabinde alternatif çözüm yollarının birbirlerine avantajları irdelenmiş, ticari uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik uygulanan yöntemler incelenmiş, AB'ye üye ülkelerin bazıları ile hem ticari hayatın hem de arabuluculuk sisteminin gelişmiş olduğu diğer ülkelerin arabuluculuk yöntemleri karşılaştırılmış, Türkiye'de yürürlüğe giren uygulamalarla bunların mukayesesi yapılmış, ticari davalarda arabuluculuk konusu hakkında uygulamaya yönelik bilgiler ve yargı kararlarından örnekler verilmiştir.